Kaygı, Stres Seviyesini Azaltmada Sanatın İyileştirici Gücü

Kaygı, Stres Seviyesini Azaltmada Sanatın İyileştirici Gücü

Stres, Kaygı Seviyesini Azaltmada Sanatın İyileştirici Gücü

Günümüzün karmaşık modern dünyasında birçoğumuz farklı nedenlerden dolayı stresli ve kaygılı hissettiğimiz olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunların nedeni yapmak zorunda olduğumuz işler, kazanmamız gereken sınavlar ya da sorumluluklar olabilir. Problem ne olursa olsun kendimizi kontrol edemediğimiz noktada psikolojik ve fizyolojik açıdan olumsuz etkileniyoruz.

Stres Nedir?

Stres, tehdit olarak gördüğümüz bir durumla karşılaştığımızda vücudumuzun savunma mekanizmasının devreye girmesine denir. Hayati durumlarda duyuların keskinleşmesi gibi faydalı olabilecek etkileri vardır. Ancak günlük yaşam içerisinde önümüze çıkan engellere verdiğimiz tepkileri kontrol edemememiz bizlere psikolojik açıdan zarar verir. Stres hormonu nedeniyle aşırı tepkiler vermeye başlarız. Bunun sonucunda depresyon, öfke ya da stres kaynaklı fizyolojik hastalıklar gibi bireysel hayatımızı da etkileyen elementler oluşur.

Sürekli sahip olunan stres sağlık bozukluklarına, duygusal problemlere, uyku düzensizliğine, depresyona veya gergin ilişkilere sebep olabilir. Stres yönetimi dediğimiz şey işte tam da bunların çözümüne ilişkindir. Vücuttaki stres bizim acil cevap sistemimiz olarak tanımlanabilir. Aynı polis veya itfaiyenin gibi bizim kurtuluşumuz için gelmesi gibi. Vücutta hormonlar nefes alma oranını, kalp atış oranını ve kan basıncını arttırmak için salgılanır. Bu kötü bir şey değildir çünkü bu bizi stresle başa çıkmaya hazırlar. Problem stresin uzun süre devam etmesinden kaynaklanır. Bu motoru hiç kapatmadan hızlandırmak demektir.

Kaygı Nedir ?

Kaygı insanın geçici bir süre nerede ve kim olduğunu unutmasına neden olarak gerçekliğe dair algısını bulandırır. Bu şaşkınlık, yani kim olduğumuz ve ne yapmamız gerektiğine dair karmaşa kaygının en acı verici yönüdür. Fakat bu durumun olumlu ve umut verici yanı ise nasıl ki kaygı öz farkındalığımızı yok ediyorsa kendimize dair farkındalığımız da kaygıyı yok edebilir. Bir başka deyişle kendimize dair algımız güçlendikçe kaygıya karşı durup onu alt etme olasılığı da o denli artar.

Kaygı korkudan ayrılmalıdır. Korku mevcut ve açık bir tehlike karşısında yaşanan duygudur ve kişinin yaptığı bir değerlendirmeye işaret eden bilişsel bir süreçtir. Kaygı ise kişinin yaptığı bu değerlendirmeye karşı verilen duygusal tepkiyi içerir.

 Çok kabaca korku daha bilişsel yani düşünceye yönelik kaygı ise daha çok duygusal tepkileri içeren bir süreçtir. Kaygı bilinmeyen ya da tanınmayan, çoğunlukla bilinçdışı çatışmalar, güvensizlik hissi veya içimizde yasaklanmış dürtülere karşı oluşan bir yanıttır.

Bununla birlikte kaygı da korku da tehlikeye karşı koymak için kişinin bedenini eyleme geçirir. Kaslarda kasılma, soluk alıp verme veya kalp atımında hızlanma gibi bedensel belirtilere neden olurlar. Korktuğumuzda bizi neyin tehdit ettiğini biliriz, içinde bulunduğumuz durum bizi harekete geçirir, algılarımız keskinleşir ve tehlikenin üstesinden gelmek için kaçmayı ya da başka uygun yöntemlere başvurmayı deneriz. Kaygıya kapıldığımızda ise korkudan farklı olarak yüzleştiğimiz tehlikeyi atlatabilmek için nasıl adımlar atmamız gerektiğini bilemeyiz. Algılarımız keskinleşmek yerine daha bulanık ve belirsiz bir hal alır. Kaygı her türlü biçime bürünüp farklı yoğunluklarda ortaya çıkabilir.

Stres ve kaygı yönetimi günlük yaşam kalitemiz için son derece önemli yere sahiptir. Ancak stres ve kaygı sizi değil siz onları yönetebilirsiniz. Bu noktada sanatın iyileştirici gücünü kullanmak mümkün.

Sanat, içimizde yaşadığımız, yaşadığımızı bilmediğimiz zaman zaman bastırdığımız duygulanımların estetik bir şekilde dışavurumudur. Simgeler, semboller, imgeler ile bilinçdışımızla iletişime geçeriz. Tüm bunlar insanı sözden daha çok etkiler. Bazen söz gerçekliği tam anlamı ile ifade etmeye yetmez ve sanat bize sözel ifade dışında da farklı bir ifade yolu sunar.

 Kaygı ve Stres Seviyesini Azaltmada Kullanılabilecek Sanatsal Teknikler

Resim :İnsanın kendisini boyayla, çizgiyle, renkle ifade ettiği yoldur. Stresli ve kaygılı zamanlarda içinizden gelen duyguları kağıda yansıtabilirsiniz. Saçmalamaktan korkmayın bakalım sizin içinizden neler çıkacak ?

Müzik: İnsanın kendisini sesle ifade ettiği yoldur. Ses bizim en arkeik alanımızdır. Bu nedenle müzik duygularımızı en çabuk harekete geçiren ve duygularımızla en kolay temas kurmamızı sağlayan sanat dalıdır. Halihazırda çaldığınız bir müzik alete var ise kurallara takılmadan içinizden gelene kulak verebilirsiniz, içinizden geldiği gibi sesler çıkarabilirsiniz ya da dinleyebilirsiniz. Unutmayın saçmalamaktan korkmayın ve sizden neler geldiğine odaklanın.

Heykel/Çamur: İnsanı en ilkel dönemlerindeki basamaklara kadar götürür. Kaygı ve stresinizi dışa vurarak çamur ve heykelin gücü sizi şaşırtabilir. İsterseniz bu uygulamayı müzik eşliğinde de yapabilirsiniz.

Tiyatro/ Drama: Role girerken o rol ile olan ilişki sizde olup bitenleri açığa çıkarır. Bir şiiri ya da bir öyküyü canlandırabilirsiniz. Tiyatro sahnesi aynalamanın en bariz olduğu yerdir. Yani karşıdan direk tepkiler alırsınız. Bu tepkiler ile sizde ki kaygı ve strese farklı bir bakış açısı ile bakabilirsiniz.

Fotoğraf: Anı durduran bir unsurdur. Herkes kız kulesi fotoğrafı çeker ama herkesin çektiği fotoğraf farklıdır. O kişinin ne gördüğünü bize göstermek istediğini bize gösterir. Çektiğiniz fotoğrafın size kendiniz ile ilgili neler söylediğine bakabilirsiniz.

Edebiyat: Şiir, roman, hikaye, yazı hepsi ile çalışabilirsiniz. Mesela bir şiir ve bu şiirin size neler çağrıştırdığı ile ilgili yazabilirsiniz ya da gördüğümüz bir fotoğraf ve size çağrıştırdıkları ile ilgili yazabilirsiniz.

Tüm bu sanatsal malzemeler bizlere bir kapı gibi geçiş alanı sunarlar. Mesela ölmek istemiyoruz ama öleceğimizi biliyoruz. Bu zorunluluk insanı sıkıştırıyor, geriyor ve kaygılandıran bir alan oluşturuyor. Sanat bize bu alanlarda güvenli bir şekilde gezme imkanı sunuyor.